Personal thoughts and technical articles.
Cache invalidation strategies, önbellekte tutulan verinin ne zaman ve nasıl geçersiz kılınacağını belirleyerek performans ile veri tutarlılığı arasında denge kurmayı amaçlayan mimari yaklaşımlardır; Cache-Aside, Write-Through ve Write-Back gibi modeller farklı okuma–yazma senaryolarına göre tercih edilir.
Load Balancer, istemci trafiğini birden fazla sunucuya akıllı algoritmalarla dağıtarak yüksek erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik ve sistem dayanıklılığı sağlayan kritik bir mimari bileşendir.
Stateless backend, sunucunun kullanıcı state’i tutmaması prensibine dayanır. Her request bağımsızdır ve gerekli bilgiyi içinde taşır. Bu yapı horizontal scaling ve cloud-native mimariler için idealdir. WebSocket ise doğası gereği stateful’dır ve dağıtık sistem desteği gerektirir.
Vertical scaling mevcut sunucuyu güçlendirir, basittir ama sınırlıdır. Horizontal scaling yeni sunucular ekleyerek yükü dağıtır, karmaşıktır ama uzun vadede daha ölçeklenebilir ve dayanıklıdır. Gerçek dünyada çoğu sistem vertical ile başlar, büyüdükçe horizontal’a evrilir.
Use Case Pattern, iş senaryolarını teknik detaylardan ayırarak uygulamanın davranışını netleştirir. Senaryo bazlı modelleme sağlar, test edilebilirliği artırır ve karmaşık sistemlerde kontrolü kolaylaştırır. Basit sistemlerde gereksiz olabilir, karmaşık domain’lerde güçlüdür.
Layered Architecture kodun teknik olarak nasıl organize edildiğini, Monolith ise uygulamanın nasıl dağıtıldığını ifade eder. Büyük sistemlerde karmaşıklığı kontrol altında tutmak için Modular Monolith yaklaşımı tercih edilmeli, microservice’e geçiş bundan sonra düşünülmelidir.
DDD, yazılımı teknik yapıya göre değil, iş gerçekliğine göre modellemeyi hedefler. Ubiquitous language, bounded context ve aggregate kavramlarıyla karmaşıklığı kontrol altına alır. Basit sistemler için ağırdır, karmaşık ve uzun ömürlü sistemler için güçlüdür.
N+1 problemi, ilişkili veriler çekilirken her kayıt için ayrı sorgu çalıştırılması sonucu gereksiz yere artan query sayısının sistem performansını düşürmesidir.
Pagination, büyük veri setlerini parçalara bölerek performansı artırır; ancak offset based yöntem büyük verilerde CPU maliyetini artırır ve veri kaymasına yol açabilirken, cursor based yöntem daha tutarlı ve ölçeklenebilir bir çözümdür.
Transaction boundary, bir işlemin ya tamamen başarılı olup commit edilmesini ya da hata durumunda tüm değişikliklerin rollback ile geri alınmasını sağlayarak veri tutarlılığını (ACID) koruyan güvenli işlem sınırıdır.
Isolation levels, eş zamanlı transaction’ların birbirini ne kadar görebileceğini belirleyerek dirty read, non-repeatable read ve phantom read gibi veri tutarsızlıklarını kontrol eder; seviye yükseldikçe veri güvenliği artar ancak performans düşer.
Layered architecture, Controller, Service ve Repository katmanlarını ayırarak HTTP işlemlerini, iş mantığını ve veritabanı erişimini izole eder; bu yapı kodun okunabilirliğini artırır, test edilebilirliği sağlar ve transaction ile business kurallarının doğru katmanda yönetilmesini garanti eder.
Concurrency control, eş zamanlı işlemlerin veri tutarlılığını bozmamasını sağlar; lost update ve double spend gibi hataları önlemek için pessimistic locking, optimistic locking veya atomic update kullanılır ve kritik işlemlerde doğru yöntem seçimi performans ile güvenlik dengesini belirler.
Authentication kullanıcının kimliğini doğrular, authorization ise yetkilerini belirler; modern sistemlerde JWT tabanlı access ve refresh token yapısı kullanılarak hem stateless mimari korunur hem de güvenlik ve oturum kontrolü dengeli şekilde sağlanır.
Caching performansı artırmak için veriyi geçici olarak hızlı bir katmanda tutar, idempotency tekrar eden isteklerin sistemi bozmasını engeller, rate limiting ise kullanıcı/istemci başına istek sayısını sınırlayarak sistemi saldırılara ve aşırı yüke karşı korur.
Logging olayları ve hataları kaydederek teşhis sağlar, monitoring metriklerle sistemin sağlığını izleyip alarm üretir, observability ise metric-log-trace birleşimiyle sorunların nedenini ve nerede oluştuğunu hızlıca bulmayı mümkün kılar.
Unit testler hızlı ve izole şekilde iş mantığını doğrular, integration testler gerçek bağımlılıklarla bileşenlerin uyumunu test eder, E2E testler ise en az sayıda kritik kullanıcı akışını uçtan uca doğrulayarak sistemin gerçekten çalıştığını garanti eder.
Security bir opsiyon değil zorunluluktur; SQL injection, broken authentication, zayıf token yönetimi ve eksik input validation gibi temel açıklar parametrized sorgular, güçlü kimlik doğrulama kuralları, güvenli JWT kullanımı ve doğru API güvenlik katmanları ile önlenmelidir.
REST API, stateless ve resource-based prensiplere dayanan bir mimaridir; performanslı bir REST sistemi için filtering, sorting ve pagination mutlaka veritabanı seviyesinde yapılmalı ve doğru index stratejileriyle desteklenmelidir.
BullMQ, kullanıcıyı bekletmeden ağır ve hata toleranslı işlemleri arka planda çalıştırmamızı sağlayan Redis tabanlı bir job queue sistemidir. Retry, delay, concurrency ve worker separation sayesinde sistem performansını ve dayanıklılığını artırır.
Soft delete, veriyi fiziksel olarak silmeden mantıksal olarak silinmiş işaretleyerek veri kaybını önler. Audit log ise sistemde yapılan her kritik değişikliği kaydederek izlenebilirlik ve hesap verebilirlik sağlar. Soft delete veri güvenliğini, audit log ise sistem şeffaflığını garanti eder.
Clean Architecture, iş mantığını dış bağımlılıklardan koruyarak sistemi daha test edilebilir, değiştirilebilir ve uzun ömürlü hâle getirir. SOLID prensipleriyle birlikte kullanıldığında framework ve veritabanı değişse bile domain kodu stabil kalır.
Dependency Injection, sınıfların bağımlılıklarını kendilerinin oluşturması yerine dışarıdan almasını sağlar. Bu sayede gevşek bağlı, test edilebilir ve sürdürülebilir bir mimari kurulur. DI, modern backend mimarisinin temel yapı taşlarından biridir.
High Availability (HA), sistem bileşenleri arızalansa bile hizmetin kesintisiz devam etmesini sağlayan mimari yaklaşımdır; temel amacı downtime’ı minimize etmek ve single point of failure’ları ortadan kaldırmaktır.